benimseme

n. adoption, appropriation; espousal
* * *
adoption

Turkish-English dictionary. 2013.

Look at other dictionaries:

  • benimseme — is. Benimsemek işi, sahip çıkma, tesahup …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ihraz — benimseme; sahipsiz bir malı sahiplenme …   Hukuk Sözlüğü

  • alafrangalaşma — is. Alafranga usulleri benimseme, alafranga olma …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Batılılık — is., ğı 1) Batılı olma durumu 2) Batı uygarlığını benimseme, Garplılık …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • benimsenmek — nsz Benimseme işine konu olmak Mutluluğa açık ruhsal durum benimsenince mutluluk sürekli olur. H. Taner …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • benimseyebilmek — i Benimseme imkânı veya olasılığı bulunmak …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • benimseyiş — is. Benimseme işi veya durumu …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • hazım — is., zmı, biy., Ar. hażm 1) Sindirim 2) Benimseme, kabul etme Birleşik Sözler hazmetmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • ikrar — is., esk., Ar. iḳrār 1) Saklamayıp doğruca söyleme, açıkça söyleme 2) Bildirme 3) Benimseme, onama, kabul, tasdik Sükût ikrardan gelir. Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller ikrar etmek ikrar vermek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • inan — is. 1) İnanma işi 2) Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman, itikat ... kendi paylarına düşen fedakârlığı, devlet, millet uğrunda inanla, güvenle, umutla bir daha tazeliyorlardı. R. E.… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • milliyetseverlik — is., ği Milliyetçi olma durumu, milliyetini benimseme durumu Millî şuuru uyandırmak için küçük vatan ve milliyetseverliğin dar sınırı içinde kalamayız. O. S. Orhon …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.